ANKARA'DA TİYATRO BİR BAŞKADIR

Şarkısı


Hakkaten öyledir ama! Ankara'da herkes tiyatroya gider. Yani hakikaten herkes gider. Oyunlara 10 gün öncesinden bilet almaya çalışır yine de en arka sıraya kalırsın. Olay, program açıklanır açıklanmaz istediğin koltuğu kapmaya çalışmaktır burada. Bir sanat eserine daha yakın olabilmek için adeta yarışmanın halidir yaşadığın ama sıkılmadığın ve belki mutlu olduğun durum. O sahnenin tozunu daha iyi içine çekebilmek, hatta belki oyuncularla göz göze gelebilmek, alkışlarken yüzüne gülebilmektir mesele..O salona girerken kapıdaki görevlisinden broşür satan kıza kadar, bilet kesen gişe görevlisinden yer göstericisine kadar herkesin 1950'lerden kalma asaleti, kibarlığı hala taşıdığına hayret etmektir Ankara'da tiyatro. Sağında, solunda oturanların sana gülümseyip "İyi Seyirler" dilemesidir o salonu biraz daha kıymetli kılan gözünde. Kurallara riayet edilmesi, "Oyunumuz başlamak üzeredir" anonsuyla birlikte ortalıkta çıt çıkmaması, o 2 saatlik oyun boyuncaysa herkesin cep telefonsuz yaşayabilmesidir seni insanlığınla tekrar tanıştıran. Ayakta kalıp "boş koltuk olur mu acaba" umudunu taşımaktır belki de tüm fesatlıklarını unutturan bir anlık da olsa. Oyunu pür dikkat izleyip bitince ellerin acıyana kadar alkışlamak, yetinmeyip ayağa kalkıp el sallamaktır sana Ankara'da olduğunu hissettiren en güzel şey. Ve bir sonraki oyun için şimdiden hayaller kurmak..

9 Ekim akşamı İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Profesyonel adlı oyununa gittim Şinasi Sahnesi'nde.




Oyundan bir hafta önce almak gafletinde bulununca en arka sıraya kaldım tabi.
 
Süper bir oyun, süper oyunculuk! Zaten Yetkin Dikinciler ve Bülent Emin Yarar bu performanslarıyla ödül almışlar. Şu anda tüm biletler tükenmiş durumda ama bir fırsatını bulursanız gidin izleyin derim. İki saat nasıl geçti anlamadım kesinlikle. 

Böylece sezonu açmış oldum. Şimdi sırada Fosforlu Cevriye var, geçen sene çok isteyip de gidememiştim. Onda da en erken bilet 23 Ekim'e var şu anda. Ben daha önce gidiyorum. 10 gün öncesinden almış olmama rağmen yine en arka sıradayım :)
Yani demem o ki akşamları evde oturup ağzımız açık Hürrem'in entrikalarını izleyeceğimize 10 TL verip bi bilet alalım, tiyatroya gidelim. Çok daha keyif vereceği kesin. Ha illa ki Hürrem de Hürrem diyorsanız onun da oyunu var, ona gidin bari :)

3 yorum:

  1. Yaaaaaaaaaaaaa :(( ben de tiyatroya gitmek istiyorum. Ben de o keyfi istiyorum. Ben de hiç tanımadığım insanların gülümseyerek 'iyi seyirler'dileyip yanımdan nazikçe koltuklarına geçmelerini, telefonu kapatıp başka bir dünyaya dalmanın dayanılmaz huzurunu, o oyunların keyfini, defalarca alkışlayıp perdeyi kapatmamalarına çalışmayı, o atmosferi, akustiği, koyu kırmızı kadife perdelerin açılma heyecanını istiyorum. I miss Ankara. I miss tiyatro. Oyle yani :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Gel o zaman bi fırsat yarat da kuzu :)

      Sil
  2. Benim yerime de git kuzum. Fosforlu Cevriye'yi yıllardır isterim. Hiç gidemedim. Bu gidişle de gidemem artık :(

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

ARKADAŞLARIM