SON ZAMANLARDA...

Şarkısı

Önceleri, çok telaşlıydım. Hep bir koşuşturma, hep meşgul bi kafa.. Gün bittiğinde yatsam da sabah dinlenemeden uyanacağımı biliyordum. Kendi kendimi çok yoruyordum. Düşünerek, tartarak, ölçüp biçerek, fazla üzerine düşerek, güzelliklerin farkına varmayarak, es geçip hızla uzaklaşarak.. Kendime durumlardan vazifeler çıkararak.. İçtiğim bir fincan çayın kokusunu içime çekmeyi unutuyordum. Klavyede yazarken ellerimi takip edemiyordum hızından. Arka bahçede ordan oraya koşan minik köpek yavrusunun neşesini görüp iki saniye içinde unutuyordum. Elimde uğraştığım şeyi çarçabuk bitirmeye ve yeni birisine başlamaya kodluyordum kendimi, ondan keyif almayı unutuyordum.. Günlerimi harcıyordum..
Son zamanlardaysa nasıl olduğunu anlayamadığım bir değişim içindeyim. Gerçekten varlığından haberdar olmadığım bir dolum noktam varmış sanırım. Bir gün kendime dışardan baktım. Ama bunu nasıl yaptım bilmiyorum. Ne dürttü de oldu hiç bi fikrim yok. O koşturmacadan, o kafa meşguliyetinden nasıl tiksindim anlatamam. Galiba sihirli soru "Hayat böyle geçer mi?"ydi. Bi an bunu sordum kendime. Böyle tad almayarak, farkında olmayarak geçer mi hayat? Mekanikleşerek. Sevdiğin şeyleri gerçekten severek, bunu taa içinde hissederek yaşamak en güzeli ve aslında en basiti değil mi? O çayı içerken sadece onun tadını düşünerek yaşamak daha çekici gelmiyor mu? Sonuna kadar keyfini çıkarmak.. Yani temelinde düşünce hızını yavaşlatarak yaşamak. Eşimin benimle ilgili çok söylediği birşey var, hiç farkında değildim tabi ben bunu yaptığımı. "Gözlerin hep hareket halinde, bişeyler düşünüyorsun sürekli. Kafanın meşgul olduğu gözlerinden okunuyor" der. İşte bahsettiğim şey bu. Ben son zamanlarda bunu yapmayı azalttım. Daha az değil, daha yavaş düşünerek yaşamaya karar verdim. Ve dediğim gibi ne oldu da aldım bu kararı bilmiyorum. Herşeyi aynı anda düşünmek ne kadar zor birşeymiş meğersem. Onun verdiği yorgunluk.. Artık sabahları çok enerjik kalkıyorum. Gün içinde daha huzurlu ve mutluyum. Ve yaptığım şeyleri daha iyi yaptığımı farkediyorum. Tavsiye ederim. Kalbinizi dinlemeyi öğrenin. Beyninizi yormamayı öğrenin. Hayatın tadına varacaksınız..
Bir de güzel müzikler dinleyin. Gibi, gibi, gibi, gibi
güzel resimlere bakarken :)
































4 yorum:

  1. çok sevdim yazını,kendini ifade ediş tarzını ve sorgulayışını....acaba beni tanıyor musun diye bir an şüphelendim,tanımadığını bildiğim halde :)sanki beni anlatmışsın biraz,ya da ben kendimi buldum bu sorgunda...seni önce tebrik ediyorum,sonra da kocaman bir teşekkür..yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu ettin beni :) Sakinlik çok iyi geldi şu ara bana. Keşke bu kadar yormasak kendimizi ama oluyor işte.. Hislerine dokunabildiğime çok sevindim :)

      Sil
  2. Ne güzel yazmıssın.. Her bir resime saniyelerce uzun uzun baktım. Durdum, düşünmemi yavaşlattım. Sakinleştim. Papatya çayı gibi huzurlu ve sakinleştirici bir etki bıraktın üzerimde. Ah Seda.. Sanırım uzun zamandır ihtiyacım olan seyi verdin bana.. Kelimeler yeterince ifade edemeyecek minnetimi. O yüzden pek uzatmıyorum.
    Teşekkür ederim kuzum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim çok mutlu oldum :) İnsan farkında olmadan kendini bir tempoya sokuyor, kendi kendine yapıyor sonra kendi kendine yorulduğunu farkediyor, bundan vazgeçiyor.. Çok garip yaratıklarız :) Şu dünyada yaşamdan, kendimizden daha güzel, daha önemli birşey yok bunu ne zaman anlayacağız acaba.. :) Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim <3

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

ARKADAŞLARIM