ÖYLE GEVEZELİK YAPAYIM DEDİM

Selam arkadaşlar! Nabersiniz? Beni soracak olursanız ben tam böyle bi yayılma, bi geyik, gevezelik yapma, miskin miskin takılma modundayım. Ne zamandır da burada hep Tilda yazıyorum, dedim böyle azcık değişik takılayım. Bazen kendimden sıkılıyorum öyle hep aynı şeyler yapıp tekrarlayınca. Biraz nefes almak lazım di mi? O yüzden şimdi her telden çalmaya geldim ben buraya. Yazı uzun olabilir, sıkılırsanız fotoğraflara bakarsınız :) Bide şöyle yapıcam. Şu anda hangi şarkıyı dinliyorsam burda size de naklen yayın yapıcam. Şu anda bu çalıyor :)

Nerden başlasaaamm derken gözüm okuduğum kitaba takıldı. Bin Muhteşem Güneş. Şimdi ben bi gün D&R'a gitmiştim, instagramda dedim ki "hadi bana kitap önerin", sağolsun canım arkadaşlarım bir sürü kitap yazdılar. Ben de direkt en çok söylenen iki kitabı aldım. İşte bi tanesi bu Bin Muhteşem Güneş, diğeri de Kardeşimin Hikayesi. Kardeşimin Hikayesi daha inceydi hadi dedim ondan başlayayım. Çünkü böyle güzel bi kitap okumak istiyorum ve çok da uzun sürsün istemiyorum o günlerde (yüzeysel okuyucu!). Kitaba başladım, ertesi günün gecesinde bitirmiştim. Yani kitabı elimden bırakamadım! Allah dedim işte bu! Sürükleyici, güzel anlatımlı bi kitaba o kadar hasret kalmışım ki sanki günlerdir su içmeyen birisinin su bulunca kana kana içmesi gibi bitiriverdim.

Çok güzeldi yani tavsiye ederim. Neyse sonra hemen aynı gazla ben diğer kitaba başladım. Ve yani halen elimde sürünüyor. Ama neden sürünüyor hemen anlatayım. Yazıma, konuya, diline diyecek birşeyim yok. Kesinlikle hepsi on numara beş yıldız. Sorun bende arkadaşlar. Şimdi kitabı okumamış olanlar bu kısımları atlasınlar, fotoğraftan sonradan devam etsinler. Arkadaşlar konusunu bilerek aldım evet ama yani o karamsar hava beni o kadar boğdu ki!! Heralde zamanında bütün acıklı hikayeye katlanma kapasitemi Yaprak Dökümü'nde kullanmışım! Bak acıklı dedim alın size şarkı. Bu adamın şarkılarına bayılıyorum. Hah ne diyodum; evet acıklı hikaye diyodum. Yani ben artık böyle karamsar, üzüntülü, ölümlü kalımlı, kayıplı, acılı şeylere tahammül edemiyorum arkadaşlar. Dediğim gibi yani sorun bende. Etrafta o kadar çok bu merhamet dediğimiz şeyi sömüren tv programı, şarkı, insanlar, kitaplar vs var ki yani bir tanesine bile tahammül edemiyorum beş dakika! O yüzden kitap hala elimde sürünüyor. Yani o Meryem'in, Leyla'nın başına gelenler böyle nefesimi tıkıyor, içim şişiyor! Yok tahammül edemiyorum arkadaşlar. Bunlar hayatın gerçeği falan diye de kimse bana bıdı bıdı yapmasın, ben de Mars'ta yaşamıyorum. Tüm bu gerçekleri yaşadım ve yaşıyorum da ülkemde. Ama işte hayata bu şekilde katlanılamıyor malesef ki. İnsanoğlu iyi, güzel haberler de almak istiyor arada. Anliiy misiniz beni? O sebeple benim gibi düşünen arkadaşlara tavsiye etmiyorum kesinlikle, içinizi şişirmeyin arkadaşlar gerek yok hiç. Biraz pozitif şeylere odaklanın. Hayat herşeye rağmen güzel.


İşte kitap meselesi böyleyken böyle. Başka neler var derseniz; geçenlerde hayatımda ilk defa momiji gördüm o var :) Baya şirinmişler ya :) Arkadaşlarla buluşmuştuk da yanında getirmiş bi tanesi. Bu bebek en zor bulunanlardan biriymiş meğersem. Ay diğeri de çok güzel hediyeler yapmış bize bak onları da gösteriyim ben size.


Diğer arkadaş da bunları yapmış bizim için! Ben pembe kalple ev magneti seçtim :) Hiç şaşırtmam tercihlerimle :p


Dün Ankara'ya kar bastırmadan hemen önce girdik eve, dışarıdaydık. Ankara'nın klasik haftasonu aktivitesi AVM gezme etkinliğine katıldık. Bak şimdi de şu şarkı çalıyor. İşte gezdik ettik falan. Sonra ben yine bi D&R'a uğradım ki şu elimdeki kitabı bitirebildiğim günü görürsem bi tane daha kitap olsun hemen başlayabileyim. Cepa D&R'a bi girdim hemen girişe şu cici Her Güne Bir Masal kitabını koymuşlar! Geçen sene de Küçük Prens ve bir sürü hikayenin olduğu bir kitap almıştım (collectors edition diye geçiyor). Peki neden? Gülmek yok bak :) Ay gülerseniz de gülün napim be, ben de böyle bi insanım işte :) Müstakbel evlatçığım için aldım. Şimdi ortada fol yok yumurta yokken gözüme güzel gelen şeyler alıyorum. Şeyler derken iki tane kitap aldım :)) Onları da işte bir senede iki tane almışım. Çünkü olur da Allah o günleri görmeyi nasip ederse çocuğumu hikayelerle, kitaplarla büyütmek istiyorum. Ben küçükken annem bana çok hikaye anlatırdı. Kitap okuma alışkanlığını da bana çok güzel kazandırdı. Ben de aynı şeyi çocukceezime yapmak istiyorum. Okusun, öğrenme aşığı olsun, değişik açılardan bakma kabiliyeti kazanabilsin, insanları tanımaya çalışsın istiyorum.. İşte o yüzden böyle güzel hikaye kitapları görürsem almak istiyorum. Veya orjinal oyuncaklar, veya cici nevresim takımları :)) çok kayışı koparmamak lazım tabi :) Bide bu Her Güne Bir Masal'ın çizimleri çok güzel. İlerde kitabı bitirdiğimizde içindeki çizimlerden kesip çerçeveletir, odasında kullanırım diye de düşündüm. Çok düşünüyorum di mi? :) Evet farkındayım :)


AVM dedik ya bide başka ne aldım onu da anlatayım. Ve sonra ne yapmaya sardım onu da tabi.


Şimdi malum ülkemizde bir Greengate hastalığı var. Dönem dönem oluyor böyle şeyler işte napıcan. Hani makaronun moda olması gibi şimdi de Greengate moda. El mahkum biz de modaya uyduk. Neden el mahkum? Çünkü her yerdeler! Nereye baksan Greengate tabağı çanağı görüyosun. Zaten hani zevkime de uzak şeyler değil ben de aldım gitti. Ama şimdi ben kendime şu soruyu soruyorum; ulan babanın evinde de mi greengate poşet çay tabağın vardı? Yoktu! Pek tabi ki yoktu! Çünkü o zamanlar bunlar yoktu, böyle şeyler yani. Git gide git gide yayıldılar. Daha çok tüketelim diye her yanımızı sardılar. Ağzımızın suyunun akmasına engel olamadık. Çünkü çok güzelleeeeğğğğğrrr! Ya size bi de bişey itiraf edeyim mi ben? Edeyim de garip huylarımın birini daha öğrenin :) Bendeki yurtdışı ve özellikle eropa merakını biliyorsunuz. Sevgisi diyelim veya, aşkı, meşki de diyebiliriz her neyse. Şimdi mesela ben yurtdışından kitap, aksesuar, kıyafet, ıvır zıvır siparişi verdiğimde elime geçince şöyle düşünüyorum; ya bu tişört on gün önce Londra'daydı, böyle orda birileri bunu paketledi etti ve bana gönderdi ve şimdi benim ellerimde. Ne demek istediğimi anladınız mı? Deli gibi mi duruyorum ordan bakınca? Allasen söyle kız! Kayışı koparmış mı diyorsunuz? Demeyin ayol, ben de öyle bi insanım işte :)
Sonra ben neye sardım biliyo musunuz; şu granny square denen olaya. Böyle dedim ondan yastık kılıfı veya minik battaniye gibi bişiy yapiim. Ama şöyle ufak bi sorun vardı ki ben hiç tığ tutmuş bi insan değildim :) Amaaaan dedim kafana taktığın şey bu mu şekerim! Bugün koskoca youtube ne güne duruyo? Hemen ufak bir araştırma soruşturma yaptım youtubeda ve şu ablanın videoları bana en kolayı geldi. Çok güzel anlatmış zannımca.


Şu aşağıdaki benim ilk denemem yani öyle söyliyim. (Ya enteresan bi şekilde fotoğrafı buraya eklediğimde rengi bozuluyor!! Fosforlu gibi durmuyo mu yeşil? Asıl rengi şöyle , neden böyle oldu şimdi ben anlamadım ki..)


Sonra da aşağıdaki gibi bi bardak altlığı denedim. Çok profesyonel olmasa da bence fena da olmadı yani :) Dedim ya hep aynı şeyler yapıp kendimi tekrar edince değişiklik arıyorum diye. İşte bu tığ işlerini buldum kendime şimdi. Sonra bi de kıyafet dikmeyi deniycem. Bi de şunu dinleyin bakalım.


Malum kış geldi ben çaylara daha da bi sarar oldum. Yanından mimkinse çikileta da olsun tabi. Böyle dışarsı soğukken evimde oturup çay içmek inanılmaz bi keyif veriyor bana. Çalışırken de öyleydim. O soğukta böyle botlarımı giyip kazağımı hırkamı çekip elimde çay acayip mutlu olurdum. Ufak şeylerle mutlu olmayı seviyorum.


Hele azıcık da olsa bi güneş ışığı varsa ooohhh ben mest olurum :)



Bu aralar işte hani yukarda da dedim ya kitabı anlatırken, çizimlere çok dalıyorum. Benim yeni keşfim Beatrix Potter! O kadar tatlı çizimleri var ki bayılırsınız! Güzel bulduklarımı pinterest hesabımda pinliyorum.




Bakın fırsatınız oldukça uğrarsanız kendinize göre bişeyler bulursunuz kesin. Benim boardlar çok karman çorman çünkü, stil var, makyaj var, odalara göre dekorasyon var, komikli şeyler var.. Var oğlu var yani.. Şu sıralar en çok şu ve şu boardlarıma bayılıyorum. Sanırım artık Tilda'ların dışında da bebekler yapacağım. Yelpazemi genişletmek istiyorum. Baksanıza şunlara nasıl tatlılar! Bez bebek işi tam bu şarkı gibiymiş :)





Çocuk mocuk demişken bakın size bi de ne göstericem :) Bir playhouse projesi! :)) Ben bayıldım!! Şu linkte tamamını bulabilirsiniz. Belki bi gün yaparsınız dedim :)) Çok şirin yaaa!


Şu aralar junior ailemiz neye taktı biliyor musunuz; portakal suyuna! Arkadaşlar işte size gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğim bi alet!
Acayip sessiz çalışıyor ve çok kolay yıkanıyor parçaları! Eğer severseniz portakal veya işte narenciye suyu diyim, direkt tavsiye ederim direkt!



Ayy çenem düştü :) Ama geyik yapmayı özlemişim burda. Oh iyi geldi. Ben şimdi kaçayım. Bakalım bi daha ne zaman böyle çene yaparım :) Hepinize sevgiler saygılar dostlar! Umarım sizin de keyfiniz yerindedir. Bu da son şarkı olsun :)

Görüşmek üzere efenim. İyi pazarlar!

7 yorum:

  1. Livanelini bende bayılarak okumuştum fakat diğer kitapları hiç okumadım :) ama aldıklarına bayıldım hele greengate olanaaa :) Şarkılar da çok güzel :) Bana da beklerim gevezelik yapmaya :)) ezgininherseycikleriii.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ilk defa okudum Zülfü Livaneli kitabı ve çok beğendim! :)
      Çok teşekkürler <3

      Sil
  2. Iyi ki de cenen düstü canim benim Kardesimin Hikayesini bende sana önermistin. Ben cok begenmistim. Begendigine sevindim. Bu arada Pinteresti ben sevemedim ya. Neyse canim iyi ki yazdin bir seyler de bende okudum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ne iyi ettin de önerdin! Çok beğendim Ahucum çok sağol :)

      Sil
  3. http://www.imdb.com/title/tt0482546/ filmi izlemediyseniz tavsiyeederim. B.Potter'in hikayesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaa dün akşam kulaklarınız çınladıysa benden :) İndirdim direkt filmi ve izledim, bayıldım! Çok teşekkür ederim :))

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.

ARKADAŞLARIM