24 Mayıs 2013 Cuma

23 Mayıs 2013 Perşembe

BENİM GÜZEL KUMAŞLARIM

Selamlar millet!

Bu aralar üzerimde nasıl bir uyuzluk var anlatamam. Canım hiç birşey yapmak istemiyor.. Keyfim yok.. Hatta size şöyle söyliyim, taaa İngiltere'den gelen orjinal Tilda kumaşlarıma bile dokunmadım o.O
Nasıllar?

Kullandığım filtreden dolayı soldan ikinci kumaşın zemini beyaz gibi çıkmış ama aslında mavi :)
Aslında şöyle

Bir de instagrama koymadıklarım var



Bunlar da ten rengi kumaşlarım. Sol üstteki yeşil gibi çıkmış ışıktan ama değil :)
Kumaşları Ebay'den aldım arkadaşlar. Tilda fabric diye aratabilirsiniz. Bir haftada da elimde oldular.
Eğer şu üzerimdeki uyuzluğu atabilir de önce evimi sonra da işlerimi toparlayabilirsem bu kumaşlarla bebekler yapmaya başlıycam. Ama çoooookkkk yorgun hissediyorum şu ara kendimi, ne zaman becerebilirim bunları bilmiyorum hiç :(
Yazıyı okuyanlar bana da iki Felak bi Nas okusun üflesin ekran başından sevabına.
Hepinize hörmetler.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

OLUR ÖYLE BAZEN

Ay bir hafta olmuş yazmayalı! Ve hatta abartıp neredeyse bloga bile uğramayalı! Yazılan yorumları geç onaylayabildim, geç yanıtlayabildim, yazılarınıza geç bakabildim ve malesef hiç yorum yapabilemedim :( Bunun için sorry.

Bu kadar yorum yorum yorum demişken; ufacık birşey söylemek istiyorum arkadaşlar. Şimdi bunun üzerine bana yüklenenler de çok olacaktır eminim, ama olsun dert değil.

Arkadaşlar bir yazıya yorum yazmak, fikrini söylemek, birşeyleri tartışmak çok güzel. Zaten ben çoğu yazımda sizin de fikirlerinizi soruyorum çünkü paylaşım karşılıklı olunca güzel. Ben sizlerden siz benden birşey öğrenirsek anlamı var yazılanın çizilenin. Ama bazı yorumlar var ki bana çok samimiyetsiz geliyor. Üzgününüm böyle konuştuğum için ama bu böyle yani. Birisi geliyor, yazdığım birşeyi okuyor, paylaştıklarıma bakıyor falan sonra da kalkıp "ayy çok şirinmiş, hemen blogunun izleyicisi oldum, benim de bloguma beklerim" diye yorum yazıyor buraya. Güzel arkadaşım sen zaten oraya blogger adınla bırakıyorsun yorumu. Ben eğer istersem, vaktim varsa senin bloguna zaten geliyorum, inceliyorum. Yazılarını beğenirsem de bu blogu takip edeyim diyorum. Bana birşey katacağını düşünüyorsam senin "aaa bana da beklerim" demene gerek kalmadan zaten ben seni buluyorum. Blogger ı açtığımda genelde reader da açıkta olduğu için direkt oraya kaydediyorum takibe almaktansa. Çünkü orada yeni yazılar direkt çıkıyor, bana daha kolay geliyor.

Burada kocaman bir ARRRTTIIIIIIIII demek istiyorum; herşey izleyici sayısı, takip sayısı, yorum sayısı değil. En azından benim için. Ben birisi beğensin diye yazmıyorum birşey buraya. Veya sırf ben bir blogu takip ediyorum diye o da beni takip etsin istemiyorum. Bu samimiyetsiz çünkü. Ben yazılarımı kaç kişinin okuduğunu görebiliyorum, neler aramışlar internette de bloguma gelmişler görebiliyorum. Bu da kendimi geliştirmem için çok önemli. Yani mesela benim 100 tane takip eden arkadaşım varsa ve bir yazımı sadece 10 kişi okuyorsa demek ki bu ilgi çekmeyen bir konuymuş diyebiliyorum. Takipçi olayının bu faydası var. Ama yine dediğim gibi ben yazılarımı ilk önce kendim istediğim için yazıyorum. Sonrasında merak edilen, bana soraulan şeyleri yazıyorum. Burası benim bir nevi günlüğüm yani. O yüzden bu hakkı da kendimde görüyorum. Hani binlerce takipçim falan olsa şurada diycem ki bir nevi reklam yapıyor ziyaretçim çok olduğu için ama öyle bişey de yok arkadaşlar. Şurda kaç kişiyiz yani. Kaldı ki yine o bile hoş deiğl de bence, sadece bir anlaşılırlığı olur diye diyorum.

Konuyu şuraya getiricem; ben bu şekilde "ay bana da beklerim" li cümleler geçen yorumları yayınlamıyorum arkadaşlar. Çünkü sinirleniyorum. Bana "sana bir iyilik yaptım, sen de bana yapacaksın" demek gibi geliyor. Bu sebeple eğer bu mantaliteyle beni takip eden, bana yorum yazan, yazılarımı okuyan arkadaşlarım varsa istedikleri zaman terkedebilirler beni. Çünkü ben sırf onlar istiyor diye gidip onların yazılarını okumayacağım. Amacım kimseyi kırmak değil ama ben bu şekilde kırılıyorum. Oraya kopyala-yapıştır yorumlar bırakan kişiler beni kırıyor arkadaşlar. O yüzden ben bu hakkımı kullanıyorum, o tür yorumları yayınlamıyorum.

Umarım anlamışsınızdır beni.. Görüşmek üzere..

15 Mayıs 2013 Çarşamba

BAYAN TİLDA

Çocukluğumdan beri oyuncak bebekleri çok severim. Bu sevginin boyutunu şu şekilde anlatayım hatta; üniversitede okurken annem doğumgünü hediyesi 1 metrelik bir bez bebek almış kocaman bi hediye paketi yapmış ve yurda göndermişti :) Muhtelif zamanlarda hediye gelen ve kendim aldığım bebeklerim oldu yetişkinliğimde de. Çocukluğumda da çok bebeğim oldu. Allahım onlarla ne oynardım! Ne güzel günlerdi :)
Hobi olarak da bir çok şey denedim; ebru yaptım, tezhip yaptım, ahşap boyadım vs vs. Ama ne zaman ki Tilda'ları keşfettim işte o zaman dünyam değişti sanki! Yapılmış Tilda'lara, hatta illüstrasyonlarına sadece bakmak bile beni mutlu ediyordu. Zaten uzuuuuuuunca bir süre (yazar burda gerçekten uzun bir süreden bahsediyor) sadece baktım. İlk önce çizgi hallerini gördüm. Şunun gibi:
Çok sevimliydiler. Desenlerine ve yüzlerine bayılmıştım. Ama o kadar enteresan bir şekilde uzaktım ki bu bebekleri yapmaktan.. Yani yapamayacağımı düşünürdüm, o yüzden en başından denememeyi seçmiştim. Sonra bir gün dikiş makinası alınca yavaş yavaş Tilda dünyasına daldım :) Ürettikçe daha fazla şeyler denemek isterken buldum kendimi. Zamanın nasıl geçtiğini farketmediğim bir uğraşım vardı artık. O kadar mutluydum ki.. Denemeye, yanılmaya, çalışmaya doyamadığım saatler geçiriyordum Tilda'yla. Bir de üzerine insanların ilgisini çekiyor ve benden bu bebekleri satın almak istiyorlardı..
Sonra bir gün Bayan Tilda'yı hayata geçirmeye karar vermiş buldum kendimi. Bu ismin nerden geldiğini, amacımın ne olduğunu şurada anlattım.
Bundan sonra Bayan Tilda sadece Tilda'larımdan ibaret küçük dünyam olacak. Kendinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza hediye etmek isteyeceğiniz Tilda'ları tanıştıracağım hayal evime sizleri de beklerim :)


13 Mayıs 2013 Pazartesi

YENİ NELER VAR DİYECEK OLURSANIZ

Şarkısı

Ben de size bu cici çaydanlığımı gösteririm :) Geliştirme aşamasındayım, yüksek kalite beklemeyin, idare edin :)

Ar-Ge çalışmalarım arasında "çayı çileğe döndürebilir mi acaba" sorusunun da cevabını kurcalıyorum :)) Bulursam haber edicem meraklanmayın :)
Bu cici çaydanlığı da geliştirip süsleyip sipariş almaya başlıycam ^_^
Onun dışında daha bir iddialı ne var derseniz size şunu gösteririm.
Ben yapmadım bunları aman diyim :) Orjinal Tilda'lar bunlar :) Ben de bu naif balerini yapmak için bi çaba sarfettim ama ilk seferde beni geri püskürttü, başarılı olamadım. Çok ince olduğu için gerçekten çok zormuş yapmak. Ama tabi ki yılmadım, yine deniyorum. Şu anda biraz biraz oluyo gibi :) Yakında sinemalardaaaa :) Yazının şarkısı da tamamen bu kıza ithaf edilmiştir: sanki peri padişahının kızı, bu kadar naz, sabır kalmaz, etme ne olur :))

ANKARA'NIN WORKSHOPLARIII

:) Arkadaşlar 25-26 Mayıs'ta Ankaralı Tildacı hatunlarla buluşup workshop yapıyoruz. Gelmek isteyen? Bana mail atabilirsiniz bilgi almak isterseniz. Adresim craftanddecorate@gmail.com
Görüşmek üzereeee ^_^

10 Mayıs 2013 Cuma

DANCE ME TO THE END OF LOVE

Sabah trafiği, Ankara'nın klasik bilmem hangi mühim devlet adamı için kapatılan yollarının birindeyim. Neyse hazretin önündeki trafik açıldı, kendisi rahat rahat salına salına geçti makamına da biz de yolumuza devam edebildik 135665324685332 tane araç içinde onu beklemek en birinci görevi olan, ek olarak da sabah 8:30 akşam 18:00 mesai yapan fakirler olarak. İşte tam o cinnet anında bu şarkı çıktı radyoda ve ben keyif yaptım. Şimdi de ofiste aldım çayımı bir kere daha açtım Leonard Cohen'i ikinci kere keyif yapıyorum. Sizinle de paylaşayım istedim; hadi hadi hadi kendinize 6 dakika 21 saniyelik bir mola alın koskoca 24 saatte.. Mümkünse kulaklıklarınızı takıp da dinleyin şarkıyı. Sadece çayınızı için, tadını hissedin, şu balkonda oturuyorsunuz, rüzgarın hafiiiff hafif estiğini, burnunuza tatlı çiçek kokuları geldiğini, güneşin sizi yakmadan ısıttığını hissediyorsunuz. Herşey o kadar mükemmel bir dengede ki o anda hiç birşey keyfinizi kaçıracak kadar eksik veya fazla değil.
Elimizden bir çok şeyi almış olsalar da, alacak olsalar da hatta, hayallerimizi alamazlar.. Üstelik şu güzel geziyi yapmak bedava :) Hadi ben de parmak uçlarıma basa basa kaçayım da ses yapıp da keyfinizi bozmayayım.

Sevgiler...


9 Mayıs 2013 Perşembe

SU SİŞESİNE KILIFI

Şarkısı

Başlık "bebelere balon" gibi oldu ama neyse.
Alengirli işler hep bende! Bıt bıt bıt uğraşarak kendime iş çıkarmaktan pek mesudum sevgili arkadaşlarım. İki dakika boş durmamalıyım. İlla ki rahat batmalı, gözüme bişeyler ilişmeli, sonra ona takmalıyım ve yapana kadar rahat etmemeliyim. Bu da böyle bir iç döküşümdür.
Geçenlerde (yaklaşık iki hafta kadar önce) iki sipariş arası evime çalışayım demiştim, su şişeme kılıf dikmiştim hatırlarsanız. O kılıfı yaparken de aşama aşama fotoğraflarını çekmiştim buraya yazmak için. Amma ve lakin ben onu unuttum :) Dün akşam instagramda aşağıdaki kareyi paylaşınca kılıfla ilgili sorular aldım. Aaa didim ben didim onun didim nası yapıldığını anlatıcaktım didim. Aklıma gelmişken didim hemen didim yazayım didim. Nasıl? İyi yapmış mıyım?
Kendisi böyle süslü görünse de oldukça Beginner bir proje arkadaşlar. Öyle upper intermediate dikiş bilgisine gerek yok (bugün de sululuğum üzerimde hee. Ofiste darlandım da mazur görün).

Olaya şişemizin genişliğini ve kılıfın yükselmesini istediğimiz noktasına kadar uzunluğunu ölçerek başlıyoruz. Aşağıda göreceğiniz üzre de malzemelerimiz pek basit.
İstediğiniz ölçüde iki çeşit kumaş, daire şablonu (takdir edersiniz ki çok da şart bişiy değil), kılıf üzerine işlemek istediğiniz bir desen varsa onun şablonu.
Yukarıda görebileceğiniz gibi kumaşın tersine ölçülerime uygun dörtgeni çizdim, bir kenarına da yarım daireler ekledim. Tipini beğenmeyip kendime iş çıkardığım şişeyi de aşağıda görebilirsiniz :)
Ben işlemek istediğim şablonu pişirme kağıdına çizdim.
Şablonun arka yüzünden kurşun kalemle geçtim.
Sonra kumaşın düz yüzüne bastırarak şablonun üzerinden geçtim ki kumaşa çıksın.
Aha da böyle..
Sonuç da şu şekkil bişiy oldu.
Kısa dikişlerle şablonumu işledim. Ama çiçekle uğraşasım yoktu, işledikten sonra yıkadım elimde soğuk suyla ve o çiçeği iptal ettim :)
Şablonu kestim kenarlarından ve ütü ile yapışan tela kullanarak kumaşın düz yüzüne yapıştırdım. Siz bu aşamada isterseniz şablonun kenarlarından aplike yapar gibi dikişler geçebilirsiniz. Ben yine onunla uğraşmak istemedim o anda :)
Sonra iki kumaşımı desenli yüzleri birbirine bakacak şekilde üst üste koyup iğneledim ve çizgilerimin üzerinden diktim.
 Fazlalıkları kesince kılıfım azıcık kendini gösterir gibi oldu :)
Böyle dikişlerin döndüğü yerlerden, dikişe mümkün olduğu kadar yaklaşarak çıtlattım kumaşı ki yüzünü döndürdüğümde o kısımlar rahat dönebilsin. Ama yine de yeterince yakın kesememişim, hafif büzdürme yaptı oralar :(
Kılıfı ters yüz etmek için azıcık bi boşluk bıraktım.
Ve kılıfımı döndürüp kenarlarından diktim. O aşamayı fotoğraflamayı unutmuşum. Ama şöyle anlatmaya çalışayım:
Hani benim kılıfımda yeşil kumaş içte pembe dışta ya; işte yeşil kısmı dışarda olacak şekilde iki ucunu birleştirdim, dikdörtgen yaptım ve diktim. Dikişi içeride bırakacak şekilde döndürdüğümde bu sefer pembe kumaş dışarda, yeşil kumaş içerde kalmış oldu. Sonra kenardaki dairesel kısımları döndürdüm ve ütüyle bastırdım. Voila!
İşte bu kadaaarr. Nasıl buldunuz? Aklınıza takılan veya anlaşılamayan bir yeri varsa sorun lütfen. Elimden geldiğince açık anlatmaya çalıştım ama bazen hani basit anlatmaya çalışırken insan daha da batırır karman çorman bişiy çıkar ya ortaya, inşallah öyle olmamıştır :)
Hepinize kocaman sevgiler, pembe perşembeler dilerim, perşembeyi severim cumadan ötürü diyip kaçarım arkadaşlar!

7 Mayıs 2013 Salı

KAĞIT DEYİP GEÇME

Şarkısı

Evet sayın okuyucu, kağıt deyip de geçme, bi düşün ben bununla ne yapabilirim diye :)
Bak Etsy'den Jaime M ne de güzel şeyler yapmış, pek de güzel şeyler yapmış.
Nasıl? Süperler di mi? Benim favorim en sondaki Lucy :) Sizin favoriniz hangisi?

6 Mayıs 2013 Pazartesi

WORKSHOPUMUZ NASIL MI GEÇTİ?

Şarkısı

Şu anda ağzım kulaklarımda, fotoğraflarımıza bakıp bakıp sırıtıyorum :) Sizce nasıl geçmiş? :)

Cumartesi herşey normaldi, sıfır heyecan falan. Taa ki Küçük Mucizeler Dükkanı'nın kapısından girene kadar! Bi anda karnımdaki kelebek ordusu atağa kalktı nasıl çırpınıyor size anlatamam. Seda dedim sakin ol yoksa hiç bişiy anlatamayacaksın :) Kendimi zorlaya zorlaya sakinleştirdim. Sonra iki gün nasıl geçti inanın bilmiyorum. Bi bakmışım Ankara'dayım tekrar :)

Ben inanılmaz keyif aldığım bir 2 gün geçirdim. O yüzden bana ulaşarak aklıma bu workshop fikrini sokan, beni bu güzel insanlarla tanıştıran Küçük Mucizeler Dükkanı'nın cici sahibesi Fulya Hanım'a ve workshopumuza katılıp o tatlı heyecanlarını benimle paylaşan, kendi aralarında şirin bi rekabetle Tildalarını en önce bitirmek için uğraşan, öğretmenim öğretmenim diye beni şımartan :) , acaba oluyo mu acaba anlatabiliyo muyum diye etrafa baktığımda bana süper enerjilerini veren, tüm pozitifliğiyle yüzüme tatlı tatlı bakan, elinde cupcakeleriyle gelip de bizi bi de güzel besleyen, şen kahkahalarıyla atölyeyi hoplatan  tüm arkadaşlarıma çok çok çooook teşekkür ediyorum... İyiki böyle bişey yapmışız, ne de güzel oldu :)

Çok lafı uzatmadan sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum. Malesef heyecandan cumartesi grubuyla hiç doğru düzgün fotoğraf çekememişiz :( Pazar grubunda ben birazcık daha tecrübe kazanıp hem çenemi hem elimi işletmişim de bikaç kare çekebilmişim :) Workshopumuzun hızlı videosunu da şuradan izleyebilirsiniz :)

Bizzat çalıştım! Uzaktan eğitime hayır :)
Hani derler ya hem göze hem damağa hitap eden diye, işte bizim pazar günkü baykuşlu cupcake ganimetlerimizin sahibesi, Seda Hanım. Kendisine Selda'nın Tatlı Öyküsü sayfasından ulaşın bence! Bu arada Öykü Selda hanımın kızının ismi :) Ay çok güldüğüm bir şey anlattı Selda hanım. Kızı kendisine anneler günü hediyesi olarak dikiş makinası alacakmış. Aaa dedim ne güzel :) Meğersem Selda hanımın kredi kartıyla alınıyormuş bu makina :) Detaylara takılmayalım Selda hanım, önemli olan niyet :)) Of çok güldüm :))
Akıllı uslu dinleyen öğrenciler. Daha herşeyin başı, kayışların kopmasına birazcık daha var :))
Şirinlik abidesi Pınar hanım :)
İşte bu güzel baykuşları bi güzel lüplettik! Keşke yanıma azıcık yolluk ayırsaymışım dedim gelirken :)

 Cumartesi grubundan hatıra kalan azıcık fotoğraflarımızdan :( Neyse ilk tecrübeydi :)
 Küçük misafirimiz ders boyunca böyle sessiz sessiz oturdu yerinde. Maşallah maşallah tü tü tü :)
Bütün dikişlerinden önce mutlaka elinde bi teğel yapan Pınar hanım :) Bişeyi böyle sakin sakin yapınca güzel oluyor zaten. Emek verilip, üzerinde düşünülen her şey özel benim için!..
Tam gazzz :)
Neval hanım beni gülmekten öldürdü pazar günü :)) Çok komik birisi. Bütün gün bana öğretmenim öğretmenim diyerek takıldı :))
Işıl hanım tam bir bilinçli öğrenci! Dikiş makinasını da getirmiş yanında :)


Sinirler zıplatan "kol doldurma" anları :))
Selda hanım sakin ve derinden ilerliyor :)
Işıl hanım da delirmeden az önce :)

Neslihan'ın bakışlar: Eee bu gövde doldu, bacaklar doldu da kolları kim yapacak? :)
Öğretmenim bence sen yaparsın bu güzelliği bana :)
Pantolona geçilmiş bile!

Tildası belirmeye başladıkça oturmaktan vazgeçip ayaklanan Işıl hanım :)
Milimetrik hesaplar yapıyoruz Neval hanımla.
Selda hanım kumaşını temizlemeden devam etmeyengillerden :)


Fotoğraf çekmeden olmaz! "Bunu ben yaptım" nasıl da güzel bi his :)


Kumaş kenarlarını bastırmaca :)

 Bayan Tilda kulübü :) Bayan Tilda ben oluyorum :) Çok yakında güzel bişiyler olucak inşallah :)



Işıl hanım Tildasını süslemek için delirirken ben ay iki dakka durun bi fotoğraf çekiyim lütfen diye araya girerek kendisini daha da delirtmiş olabilirim :))
Işıl hanımın en yakın rakibi Neslihan :) Işıl hanıma baksanıza bi göz Neslihanın Tildasında :))

Sona doğru yaklaşırken...
Kokoş kızımız süslenmeye başlamış :)

Bigudiler takılıyorrr
Tabi Tildanın bigudileri de kendisi gibi minik olduğu için azıcık Neslihan yorulmuş olabilir :)
Mutlu sonnn :))
Allah aşkına hangisi daha şirin bi söyler misiniz? :)
Tüm pozitifliğiyle günüme güzellik katan "öğrencilerim" :))





Yaaa işte böyleeee :) Haksız mıyım çok güzeldi demekte? Ben bu workshop işini çok sevdim. Daha devamı gelir bunun :) Beklemede kalınn! :)

Kocaman kocaman sevgiler, galpler!