SONUNDA www.bayantilda.com SİZLERLE :)

Yaaaaa sevgili blogdaşlarım... Bugünleri de görmek varmış kısmette... Çok mutluyum! İnsanlık için çok küçük benim içinse devasa bir adım bu :) İnternet alemine eklenen bi online alışveriş sitesi daha aslında www.bayantilda.com ama işte benim bebeğim :) Gözünün içine baktığım minnoşum..
bayantilda.com
Şu anda sadece Tilda'ya dair şeyleri bulabileceğiniz sitem inşallah ilerleyen günlerde sizlerin de önerileri, fikirleri ile daha da büyüyecek :)
Hemen şuracıktan üye olabilirsiniz :) Alışverişlerinizi doya doya taksitlendirebilirsiniz. Hatta benim yaptığım Tilda' larımı bile! Süper değil mi? Şahsen ben her daim taksit fanatiği bi insan olmuşumdur :p Bi anda bir sürü şey alıp peşin peşin mutluluğunu yaşamak, ödemesini de taksit taksit yapmak çok bi sevindirik yapıyor beni :)
Daha çoook uzun konuşabilirim bu konuda aslında ama uzatıp sizi sıkmak istemiyorum :) Azıcık tadını çıkaracağım ben de bugünün sanırım. 10 Temmuz 2015 tarihini de yazayım bi kenara. Daha evvelki önemli tarih 23 Nisan 2015'ti benim için; distribütörlüğümü ilan ettiğim tarih. Şimdi ikincisini de yazmak nasip oldu.. Şükür ve heyecan doluyum dostlar.. Sizlerin de destekleri ile bugünleri görebildim. Allah işini aşkla yapan herkesin yanında olsun inşallah.
Çok çok sevgiler Bayan Tilda' dan :)

Bİ SELAM VERİP ÇIKICAM

Önceden ne kadar çok blog okurdum. Ne kadar sık ve uzun yazardım. Artık hiç vakit yok! En sevmediğim şey bir şeyleri geçiştirmek, ertelemek, geciktirmek! Ve uzun zamandır hepsini birden yapıyorum maşallah!
Hayır bi de bazı günler sonuç koskoca bi sıfır olmuyor mu deliriyorum! E hani bütün gün bişi yapmadım, ama herşeyi ertelemişim, geç kalmışım falan... Sanırım sorun sosyal medyaya çok takılmamda! Yemin ederim çekicem fişini bu telefonumdaki internetin. Whats App'tı, facebooktu, instagramdı derken bana vakit kalmıyor. 
Resmen alarm kurdum telefona kendime vakit ayırabilmek için. Gün içinde 1 saati kendime ayırıyorum. Tabi her gün yapabiliyor muyum? Yok! Ama mümkün oldukça zorluyorum şartları. Bir de şu ara hiç yapmak istemediğim bi kaç iş var, onlar üzerimde. O yüzden de ekstra bi gerginim sanırım. Bana bişeyleri zorla yaptırmayacaksın. O zaman resmen hayatım kabusa dönüyor. Ben neyi ne zaman istiyorsam o zaman yapıcam (tabi ki yok öyle bi dünya). Öteki türlü aksi, huzursuz bi insan olup çıkıyorum. 
Bir de üzerime çok fazla yük aldım şu sıra. "Ay onu da yapayım, ay bundan da eksik kalmayayım" derken gerildim. Sonra da kendime kızdım. Ne zorum var? Herşeyi yapmaya kalkınca kendimi yorduğumu daha ne kadar öğrenmem lazım? Tam sopalığım ama neyse..
Neyse ben kaçayım. Bugün de kendime ayırdığım sürenin sonuna gelmiş bulunuyoruz efendim. Başka bir "Ben Saati"nde görüşmek üzere.. Esen kalın..

AHESTE AHESTE

Ayyy bir yazasım geldi ki sormayın arkadaşlar. Ama öyle aheste aheste.. Heyecan olmadan, flaş haber olmadan, hüzün olmadan, çılgınca sevinç olmadan.. Sıradan bi şekilde.. Aldım yanıma çayımı, 9 kat'ımı, açtım Nil'imi. Dedim ki bloguma öyle genel bişeyler karalamalıyım tam da şu anda.
Eee başka? Mesela geçen haftasonu İstanbul'daydım. Allahım sanki hiç orada yaşamamışım gibi hissediyorum her gittiğimde. 5,5-6 sene İstanbul'da okudum, çalıştım. O zaman şehir böyle mi değildi, ben mi çok gençtim, şimdi Ankara'nın sakinliğine mi çok alıştım bilmem.. İnsanları inanılmaz kaba ve bencil bi kere. Toplu taşıma kullansan bir dert, arabayla gitsen ayrı bi dert. Metrobüse binmek için garip yöntemleri var mesela insanların. Durakta öbekler halinde bekliyorlar. Bi tane metrobüs geliyor, hurraaa akın eder gibi herkes birbirini iterek biniyor arabaya. Oturacak yer kapma derdindeler! Ama yani o kadar itici bi görüntü ki anlatamam size. Koskoca adamlar kadınlar, gencecik insanlar o popolarını bi sandalyeye koyamadılar mı kahırlarından ölüyorlar. Metrobüste oturacak yer kalmadı mı binmiyorlar resmen. Bana inanılmaz itici geldi mesela o görüntüleri insanların. Yani başından sonuna kadar 1,5 - 2 saat sürüyor yolculuk. Kaldı ki çoğu insan da zaten tüm o yolu gitmiyor, ara duraklarda iniyor. Ama illa ki oturacaklar. Ayakta durmak yorucu evet, metrobüs çok kalabalık oluyor evet ama yani ben kendimi o pozisyonda görmektense bütün yolculuğumu ayakta geçirmeye razıyım. Günde 2 kere kullanıyorsan toplamda 3-4 saat ayakta geçirmiş olursun ki bu zamana kadar ayakta durmaktan ölen olmamıştır diye düşünüyorum.
Bir de inanılmaz kalabalık şehir. Yani insana afakanlar basıyor sokakta yürürken bile. Çekilmez arkadaş o hayat. 2014 yılı verilerine göre İstanbul'un nüfusu 14,38 milyon! Çok afedersiniz ama yuhh yani! Ortalama bir tabloyla 3'te 1'i dışardan göç etmiş olsa aslında İstanbul'da yaşamak zorunda olan 9-10 milyon insan olur. O bile fazla ama yani en azından şimdiki halinden daha iyidir. Ne diye herkes ısrarla İstanbul'da yaşamak ister anlayamıyorum gerçekten. "Ama denizi vaaar, deniz olmadı mı ben yapamıyorum" ayağını geçelim rica edicem. Gün içinde o metrobüsten inip bu otobüse binerken hangi ara görüyorsunuz o denizi? Hadi görüyorsunuz da ne oluyor? Sizi ayakta seyahatten kurtarıyor mu bari :) Ben günümün en az 3-4 saatini yolda geçiricem ve o yolculuk da insanlarla hengame içinde geçecekse bırakır giderim o şehri. Kaldı ki öyle de yaptım zaten. Okulu bitirdim, biraz İstanbul'da çalıştım. Sonra her gün 3 saatimi trafikte harcayamam, bi de bit kadar eve tonla para dökemem diye döndüm Bursa'ya. Canım Bursam! Sonra da evleneceğim için Ankara'ya geldim. Ve o kadar memnunum ki halimden. Öyle ki artık haftasonu için seyahate gitmek bile istemiyorum İstanbul'a. Ankara düzenli, insanları daha samimi, ulaşım rahat, e aradığımız her şey var, insanlar sanata çok düşkün, sakin bir hayat var, havası nemli değil insanı öldürmez sıcaktan delirecek gibi yapmaz.. Bir tek tatil yerlerine uzak. Ona da çare uçak, otobüs ne ararsan var. İstanbul'da trafikte her gün harcayacağım saatleri üst üste koyup başka bir ülkeye bile gidebilirim Ankara'dan :)
Alın size deniz :) Velhasılı kelam işte ben İstanbul'a gittim :) Onun dışında iş güç aynen devam. Şükür ki çok güzel bir geri dönüş var Tilda Türkiye'ye.
Hayatımda şu ara sadece iş var bugün farkettim. İşle yatıp işle kalkıyorum. Sürekli araştırıyorum, sürekli birşeyler yapmaya çalışıyorum.. Resmen işkolik oldum! Elimde sürekli telefon, ipad veya bilgisayar başındayım. Onun dışında paket yapıp kargoya koşturuyorum. İşkolik olmaya çok meyilli birisiydim zaten. Sadece doğru işe ihtiyacım vardı :)
Neyse ki patronum esnek çalışma şartları ve saatleri tanıyor :)
Bahar harika bi mevsim değil mi ya? Bunlar galiba yaşlanma emareleri hafiften :) Önceleri yaz gelsin de sahilde güneşin altında 40 saat yatayım diye ölürdüm! Artık deniz tatilleri hiç cezbetmez oldu beni. Gidersek de şemsiye altında, şapka kafada, elimde bi kitap öylesine vakit geçirir oldum. Deniz kokusunu çok seviyorum o ayrı. Yaz akşamlarını da çok seviyorum. Ama işte o gündüz 55 dereceye çıkan hava yok mu! Beni mahvediyor. Halbuki bahar öyle mi.. Tüm gün sokaklarda harika bir bahar kokusu, hafif serin hafif sıcak tam ayarında bi hava, tatlı tatlı esen, ince bi hırka isteyen serin akşamlar.. İdeal hava koşulları :) Kendinden geçmemiş ağaçlar, hayvanlar, harika bi görüntü oluşturan çiçekler... Kısacası bayılıyorum sana bahar!
Sonracığıma 18 Nisan'da İzmir Amerikan Koleji'nde bir kermese katıldım. Hayatımda ilk defa bir kermese gittim! Daha önce ziyaret bile etmemiştim herhangi bir kermesi! Nasıl bir deneyimdir acaba diyerek çok katılmak istedim. Ve harika geçti! İzmirli arkadaşlarım sağolsunlar beni tüm gün çok mutlu ettiler ziyaretleriyle! Sürekli internetten yazışıp konuşmaktan çok farklıymış öyle canlı canlı reaksiyon almak. Bayıldım! Tekrar böyle güzel bir organizasyon olursa katılmayı çok isterim.
Sonra ananemi ziyarete gittik bir ara. İnsanın çocukluğunun en eğlenceli günlerini geçirdiği yerlerde dolaşması çok değişik bir his.. Size de olur mu bilmem bazen benim burnuma bir koku gelir, bir yerleri hatırlatır, bir an'a götürür beni. İşte bu hissi Susurluk için çok yaşarım ben.. Bir de şu balkonun güzelliğine baksanıza.. Anane balkonu.. Önceleri kırmızıyı çok severdim, önceleri dediğim mesela 10 sene öncesi falan. Sonra yavaş yavaş soft renklere kaydım. Güçlü renkleri çok nadir tercih eder oldum. Şimdi bu kareyi görünce tekrar kırmızı aşkım depreşti :)
Bende tam "geldi bahar ayları, gevşedi gönül yayları" durumu oldu sanki :) Çiçek böcekten başka fotoğraf çekmek istemiyorum bu ara. Sanırım o görüntünün sakinliği çok hoşuma gidiyor :) Gerçi telefonla çekiyorum, profesyonel bir makinam yok ama fotoğraf sevgisi için profesyonel makina sahibi olmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan o an'ı yakalamak ve ilerde hatırlamak.
Aheste birşeyler yazacağım demişim ama yine çoğunlukla iş yazmışım şimdi farkediyorum :) Umarım o işinden başka anlatacak birşeyi olmayan sıkıcı insanlardan biri olmam bi gün :) Ama yine de çok iyi geldi yazmak.. Yazmayı çok seviyorum. Sanki başka biri oluyorum yazarken. Dünyadan kopuyorum, tamamen odaklanıyorum ellerimden dökülen kelimelere. Ve işin komiği yazarken yalnız olmayı seviyorum. Birisi olmamalı yanımda, rahatsız etmemeli beni. Anında hevesim kaçar biri gelirse yanıma, koparım yazıdan. Cins miyim? :) Bu seferlik benden bu kadar. En kısa zamanda tekrar görüşmek ümidiyle... Şimdiden iyi haftasonları!..



SİZE HARİKA BİR HABERİM VAR


Aynen öyle arkadaşlar! Harika ötesi bi haberim var aslında :) Önce haberi verip sonra detaylarını anlatayım olur mu :p

BAYAN TİLDA ARTIK TİLDA MARKASININ TÜRKİYE DİSTRİBÜTÖRÜ! YANİ TEK YETKİLİ SATICISI!!!

Çok uzun zamandır uğraştığım, hayaliyle heyecanlanıp beni zorladığı zamanlarda küstüğüm fikrim artık benim gerçeğim oldu!!

Tildalarla ilk tanışmam 2012'de olmuş. Şimdi blog geçmişime baktım ve yazdığımı daha dün gibi hatırladığım yazımı buldum sizin için. Orada demişim ki:
"Çok güzel planlarım var kafamda, hayaller dünyasına daldım bile :) Ama beni canlı tutan ve ileriye götüren her zaman hayallerim ve bu hayallerimi gerçekleştirmek için çalışmam olmuştur. O yüzden ne kadar uçuk olurlarsa olsunlar hayallerimi seviyorum :)"
Elim iğne - iplik tutmazken gittim kendime bi dikiş makinası aldım bu bebeklerin aşkına. Boza yapa dikiş dikmeyi öğrendim. Tildaların kalıpları olduğunu bilmeden bayağı bir süre kendi kendime kalıp çıkarmalarla uğraştım. Diktim olmadı, söktüm olmadı... İlk yaptığım bebeğim de bakın bu :)

Bu yola çıktığımda kimseler yoktu. Bunu artistlik yapmak için söylemiyorum. Sadece insanların kendilerini ne kadar komik durumlara düşürdüklerini en başından beri izledim, onu anlatmak istiyorum. Hırslarıyla, dedikodularıyla, arkadan iş çevirmeye çalışmalarıyla... Çok ahımı aldı bazıları. Ben sadece işimle ilgilenirken, yaptığım şeyi mutlu olmak için yapmaya çalışırken çok haksızlıklar yaşadım. Sinirlendiğim, onlara karşılık verdiğim çok oldu. Sonuçta insan bir yere kadar dayanabiliyor. Ama içimde bir yerlerde o "Seda sen onlara uyma" diyen sesi dinledim eninde sonunda. Onlar komplo teorilerine kafa yorarlarken ben işimi daha ileriye nasıl götürürüm acaba diye hayaller peşinde koştum. Ve artık şu cümleyi kurmak hakkım ve ben bundan gurur duyuyorum; BİR DÜNYA MARKASININ TÜRKİYE YETKİLİ SATICISI OLDUM! "Kendi küçük dünyamda mutluydum, şimdi daha da mutluyum!"
Burada ilk yazımı 26 Temmuz 2012'de yazmışım. Neredeyse 3 sene olmuş.. Bu yolculuğa benimle çıkan, yazılarımı okumaya değer bulan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Sosyal medyanın bir çok alanında hesabım olsa da benim için en farklı, en samimi yer her zaman blogum oldu. Burası benim muhabbet ettiğim, derdimi döktüğüm, sevincimi paylaştığım küçük sığınağımdı. Aynı şekilde yorumlarınızla, maillerinizle sizlerin de derdini dinlediğim hayallerini kovaladığım bir arkadaşlık yarattık. Dolayısıyla beni taa en başından beri biliyorsunuz. İşimle ilgili ne kadar zorluklar yaşadım tanıksınız.. Maaşımı alamadım, işten çıkarıldım, eşşekler gibi çalıştırıldım... Bu yüzden çok ağladım, göz yaşı döktüm, "neden" diye sordum.. İşte şimdi tam da şu anda diyorum ki hayatta herşeyin bir sebebi varmış. O anda o sebebi anlayamasak bile bir gün mutlaka anlıyoruz. Şu anda o kadar mutluyum ki size anlatamam! Bulutların üzerindeyim kaç gündür!.. O kötü dönemleri yaşarken ne kadar dibe çöktüysem şimdi o kadar yukarılardayım! Kimseye öğüt verecek çapta ve karakterde biri değilim. Söyleyeceğim şeyin öyle anlaşılmayacağını umuyorum. Ama iyi niyet eninde sonunda kazanıyor arkadaşlar.. Ve gerçek çaba mükafatını alıyor. İnsan hayal ettiği bir şey varsa veya gönülden istediği bir şey, mutlaka peşinden koşmalı bence. Benim Tilda ile ilgili hayal edebileceğim en yüksek nokta herhalde Türkiye yetkili satıcısı olmaktı. Hatta hayal bile edemezdim belki, kendime inanmazdım. Ama olaylar öyle bir hal aldı ki zaman içinde kendimi bu hayali yaşarken buldum.. Şu noktadan sonra öncesinden daha çok çalışacağım. Sorumluluğum arttı çünkü. Artık hayaller alemindeki bir fikir değil, benim işim bu! Sonu güzel olur kötü olur hiç önemli değil. Ben bu ünvanı aldım ya, hani derler ya dünya gözüyle bugünleri de gördüm ya artık ölsem de gam yemem :)

Tilda ürünlerini şu anda eft/havale yoluyla satın alabilirsiniz. Instagram ve Facebook'ta Tilda Türkiye adıyla hesaplar açtım. Buralarda sadece markanın ürünleri ve bilgileri olacak. Kredi kartı ile alışveriş yapabileceğiniz www.bayantilda.com adresi de inşallah yakında aktif olacak.











Zor zamanlarımda burada dert yanarken beni dinlediğiniz için, güzel günlerimi benimle paylaşarak daha da çoğalttığınız için sizlere çok teşekkür ederim. İnsan yalnız olmadığın hissettiğinde daha şevkle çalışıyor bu bir gerçek. O yüzden benim emeğim olduğu kadar sizlerin de emeğidir bu iş. Umarım çok güzel şeyler olur hepimiz için. Hayalini bile kurmayı düşünemediğimiz güzellikte şeyler :))

Çok çok peeekk çok sevgiler....
Görüşmek üzere,

18 NİSAN' DA İZMİR'DE KERMESTEYİM

Yine bilmem kaç gün sonra açılabilmiş bir yeni post sayfası, yine biriken milyonlarca şey :( Ama ne yapayım herşey bir arada olmuyor demek ki.. Ben de biraz blogumu (halbuki hiç birşey yokken blogum vardı..) ihtimal ediyorum. Ama yine en önemli haberlerimi buradan da paylaşıyorum :) Güncel bir şekilde haberdar olmak isterseniz instagrama bilgisayar üzerinden de bakabiliyorsunuz: https://instagram.com/bayantilda/

Gelelim başlıktaki havadise :) Hobici hayatımda ilk defa bir kermese katılıyorum dostlar :) 18 Nisan Cumartesi günü saat 11:00'de İzmir Amerikan Koleji'nde standım olacak :) Çok heyecanlıyım! Nasıl olur ne olur demeden atladım bu işe ama bakalım :) Çok güzel bir enerji olacağını düşünüyorum açıkçası. Fırsatı olan İzmirlileri mutlaka beklerim :) O gün için hazırladığım cicilerden bi kaç foto paylaşayım mı şimdi :p Bakalım beğenecek misiniz? En kısa sürede başka haberlerle görüşmek üzere!











Powered by Blogger.

ARKADAŞLARIM