24 Kasım 2014 Pazartesi

BAKIN BURADA KİM VAR

İki arada bir derede buraya uğramalı, bu haberi sizinle paylaşmalıydım :)


http://gozlemgazetesi.com/HaberDetay/253/126055/basarili-girisimci-hayallerini-tilda-bebeklerle-gerceklestirdi.html#.VHMhwIusWaq

İzmir'de yayınlanan Gözlem gazetesinden Gülçin hanım bana "Sizinle bir röportaj yapmak isteriz" diye ulaşınca nasıl heyecan yaptım anlatamam :) Yaptığım şeylerin beğenilmesi, takdir edilmesi her zaman çok mutlu etti tabi ki beni ve daha çok çalışmak için motivasyonum oldu. Ama bir gazeteden röportaj teklifi?!?! Hayalini bile kurmadığım bir şeydi açıkçası :)) Onlar sordular, ben yanıtladım. Ve yukarıdaki gibi bir sonuç çıktı ortaya :) Ne diyeyim bilemiyorum. Benim için çok güzel bir hatıra ve çok büyük bir sürpriz oldu, motivasyonumu arttırdı. Sizinle de paylaşmak istedim. Hem de burası benim bir nevi internet günlüğüm gibi oldu, iyi kötü neredeyse herşeyimi yazdım. Bu da böyle bir sayfası olsun günlüğümün :)
Ben şimdi yarınki Ankara workshopım için çalışmaya :) Yarın kış bebeğimden yapıyoruz. 4 Aralıkta da uykucumuz olacak Ankara için. Detaylı bilgi isterseniz bayantilda@gmail.com a yazabilirsiniz. İlla ki benim bir tarih belirlemem gerekmiyor. Kendi arkadaş grubunuzu kurup bana yazarsanız size özel bir gün belirler, ders yapabiliriz :) İstanbul'da da 13 Aralıkta kış bebeğimden, 14 Aralıkta uykucumdan yapıyor olacağız. Bunların yayınlarını @bayantilda instagram hesabımdan duyuruyorum çoğunlukla ve buraya yazana kadar kontenjanımız doluveriyor. Eğer oradan takip edebilirseniz daha güncel olarak haberdar olabilirsiniz :) Şu anda İstanbul kurslarımın tamamı doldu. Ankara için de kış bebeğim doldu. Ama uykucu için halen yerimiz mevcut ;)

Hem kurslarıma katılanlar böyle cici sertifikalar da alıyor bitiminde :))
Kurslarımız Beylikdüzü Yumi Artdoll atölyede oluyor. Anadolu yakasında oturan bazı arkadaşlar bana "Ayyy Beylikdüzü çok uzak" diye şikayette bulunuyorlar. Açık konuşayım o şikayetleri ciddiye almıyorum. Çünkü bir şeyi yapmak istiyorsanız ona hayatınızdan bir günü ayırabilirsiniz diye düşünüyorum. Bir de bana söylemeyin bari! Ben kalkıp Ankara'dan geliyorum ard arda iki gün kurs vermek için. Yani hem sizin o şikayet ettiğiniz mesafeyi katediyorum hem de Ankara'dan kaç yüz km yol geliyorum. Lütfen biraz mantıklı olalım :)
En son ben çalışmaya gidiyorum demiştim sanki :)) Bu sefer hakikaten gidiyorum :) Yeni yaptığım bebeklerimin paylaşımı da bir dahaki sefere kalsın şimdilik.
Güzel haftalar dilerim herkese. Görüşmek üzere!
Sevgiler

20 Kasım 2014 Perşembe

BU BİR ALDATMACA SAYILIR MI?

Dedim ki ilgi çekici bi başlık koyayım da heyecan olsun :)) Töbe valla öyle bildiğimiz anlamda bi aldatmaca yok Allahım korusun :) Tek aldatmaca blogumu bayantilda.blogspot.com.tr ile, instagram hesabımı @bayantilda ile aldatmaca :))
Bugünlerde işim gücüm Bayan Tilda :) Geçen arkadaşlar diyor ki eski iş yerin resmen enerjini sömürüyordu senin, kendini buldun ayrılınca :) Hakikaten ama öyle hissediyorum. Gün içinde arı gibi çalışan ellerim var. Odadan odaya koşup duran bir ben var :) Çarşı pazarda deli gibi gezen, aradığı şeylerin listesini habire güncelleyen bir ben :)
Herşeyin çok harika olması gerekmiyor. Sadece mutlu olmak amacım. Yaptığım iş her ne olursa olsun her zaman saygı duyarak yapmaya alışık bir bünyem olduğu için bez bebek de yapsam, proje de çizsem ciddiyetle çalışıyorum. Hatta bazen telefonun sesi rahatsız ediyor sesini kısıyorum dikkatimi dağıtmasın diye. Kafamdaki düşünceler kaçıp gitmesin diye.
Evinde hiç yılbaşı ağacı olmamış, böyle süslere merakı olmayan biri olarak bu sene yaptığım cicilerle o heyecanı içimde hissettim :) Böyle günlerin insanları mutlu etmesini seviyorum. Hayat o kadar saçma ve aslında zor ve karamsar ki insanların kendilerine böyle bahaneler yaratmasında bir sakınca görmüyorum. Ben sadece böyle bir alışkanlığım olmadığı için aramıyorum ağaç süsleme olayını. Ama bazı insanlar gibi de "enneeeem gavur adetlerini alıyollaaa daaa dinimizi bozuyollaaaa" mantığında kesinlikle değilim! Halen Hristiyanların kutladığı Noel ile diğer dinlerden insanların kutladığı Yılbaşı mantığını ayırt edemeyen insanlarımız var. Cahillik zor şey! En zor şey hatta!
Aslında çok yazasım var :) Ama gitmem lazım. İşlerim beni bekler! Son fotolarım da çok tatlı bir gruptan gelsin :) Sevgili Sena, Sema ve Gizem'le çok tatlı bir grubumuz oldu. Hobi günleri yapıyoruz :) İlk gün bendeydi, bende Tilda bug yaptık. Şimdi sıra Sema'da. Onda da çanta dikeceğiz. Sonraki sıralar daha belli değil. Onları da o zaman paylaşırım. Ama bu grup yıkılıyor derler ya hani aynen öyle! Gülmekten iş yapamıyoruz! Dört çılgın bir arada :)) Dün Şık Düğme'de bir fotoğraf çekme seansımız vardır ki hala gülüyorum :)) 
Meşhur fotoğraf bu:


Yaa işte böyleyken böyle :) Umarım sizin için de güzel bir perşembe oluyordur. Neticede yarın cuma yani nasıl kötü olabilir ki :)
Kocamaaan sevgiler! Arada Bayan Tilda blogumu ve Etsy Dükkanımı kurcalamayı unutmayın olur mu :) Görüşürüzz!

17 Kasım 2014 Pazartesi

BU BİR KENDİME SÖZ VERİŞ YAZISIDIR

Merhaba arkadaşlar,
İşten o kadar şikayet ettim ettim, bir hafta sonrasında işten çıkarıldım! Sebebi de şirketin küçülmeye gitmesiymiş. Benden önce 11 kişi çıkarılmıştı zaten, ben 12. oldum. Zaten şikayet ettiğim, her gün zorla gittiğim bir işti, o yüzden kurtuldum diyorum. Ama benim canımı sıkan şey cuma akşamı saat 6'da söylemeleri bunu! Beni o saate kadar bir güzel çalıştırıyorlar, bişeyden haberim yok falan. Sonra bir telefon, pat işten çıkarıldınız. Böyle bir stratejileri var adamların! Amaaan lanet olsun yemin ederim üç kuruşluk insanların saçmalıklarını çekmekten çok yıldım! 
Bu zamana kadar iş konusunda bi yüzüm gülmedi arkadaş! Hep bi dertli yerleri buldum, yemin ederim radar gibiyim; nerde sorunlu bi şirket var pat girerim oraya! 31 ekim akşamı da bu haberle eve gelince sinirlerim iptal oldu artık. Bi açtım muslukları :) Ailem, arkadaşlarım sağolsunlar beni pamuklara sardılar. Moralimi yerine getirmek için uğraştılar. Allah razı olsun hakları büyük... Eşimle de konuştuk uzunca, daha doğrusu o konuştu ben dinledim. Ve sonuç olarak hayatıma inşaat mühendisi olarak devam etmemeye karar verdim!!! Kendi işimi yapıcam. Bebeklerimle, el işlerimle çok mutluyum. Yaptığım şeyler iyi kötü beğeniliyor da. Artık öyle bir noktaya geldim ki parasını da gözüm görmüyor! İnşaat mühendisliğinden kazandığımın yarısını da kazanacak olsam da bu işi yapıcam arkadaş! Artık yıldım saçma sapan bu meslekten! Patron egolarından ve kıroluklarından! Hakkımın yenilmesinden! Böyle gelmiş böyle gider zihniyetinden! Artık iyi yaptığım her şeyin karşılığının doğrudan bana faydası olmasını istiyorum. Azıcık aşım kaygısız başım derim ya nedir bu yeter yani!






İçtiğim çaydan tad almaya başladım yemin ederim! Gerginlik yok bişey yok! Evet mesleğim gerçekten çok güzel, gerçekten iyi paralar kazandırıyor ama mezuniyetimden bu yana o kadar saçma sapan insanlarla çalıştım ki yani artık sıfır tahammülüm var! Kendi işimi yapamasam bile epeyce bir süre ne iş aramak istiyorum ne de inşaatın i'sini duymak! Bu zamana kadar bir saat sonrasını bile planlayamadan yaşayamayan biriydim. Artık bir de öteki türlüsünü denemeye karar verdim! Yapmıycam plan falan. 
Ne zamandır hayal kurmaz oldum! Ama o kadar uzun zamandır ki size anlatamam! Geleceğime, hayatıma dair hayal kurmayı nerde bıraktım hatırlamıyorum bile. Şimdi yeniden başlayabileceğimi hissediyorum hayallerime. Ruhum kendini toparlıyor sanki. 
Ve bu sefer çok cici planlarım var! Herşey içime siniyor, herşey olması gerektiği gibi gidiyor. Acele etmeden, ay acaba şunu şöyle mi yapsaydım demeden, mutlu ve rahat ilerliyorum! 

Etrafımdaki herkes de bu kararımdan çok memnun :) Sanki bu cümleyi kurmamı bekliyorlarmış gibi hepsi destekliyor beni. Sağolsunlar... Ve o enerjisi tükenmiş insandan eser kalmadı! Bakın saat 03:26 olmuş ben halen bilgisayar başındayım! Normalde şu anda benim 15.uykumda olmam lazımdı :) 











Yeni bebekler yapıyorum, yeni fikirler üretiyorum, kurslar yapıyorum! Yani anlayacağınız o daha önceki yazılarında mız mız mızıldanan, ama işte okuduğum mesleğimi yapmıyorum diye dertlenen kız gitti! Artık hayatta herşeyin o kadar keskin sınırlarla birbirinden ayrılmadığını ve her kötü görünen şeyin iyi, iyi görünenin de kötü olmadığını kafama kazıdım! Bundan sonraki kendimi üzmek yok. Yine çok çalışmak var ama kendi işim için! Sonu ne olur, nereye gider, batar mı çıkar mı hiç bilmiyorum, hiç bir fikrim yok açıkçası. Ama bilmek de istemiyorum! Ne olursa olsun! Bu zamana kadar o kadar plan yaptım, emek verdim de ne oldu? Neye yaradı? Hiç! Bundan sonra biraz da sadece sevdiğim işi yapmayı deneyeyim bakalım. Allah büyük, ne gelirse ona göre yol çizerim kendime. 



Bende havadisler bu kadar işte bu seferlik. Bakalım neler olacak gelecekte. 
Hepinize kocaman sevgiler! Ve teşekkürler.. Geçen yazım üzerine gelen yorumlar, mailler nasıl iyi geldi anlatamam. Bazen diyorum ki yahu yaptığın en doğru şeylerden biri bu blogu açmış olmak olabilir kızım! 
Görüşmek üzere...

21 Ekim 2014 Salı

"2 AY OLMUŞ" YAZISI

Bloga uğramayalı uzun zaman olduğunu biliyordum ama bu kadar olduğunu bilmiyordum doğrusu..

Hiç bir şeye vakit yetmiyor ki bloguma yazı yazmaya yetsin. Akşamları eve geldiğimde çoğu zaman enerjim sadece dışarıdan yemek söylemeye yetecek kadar oluyor. Eşim de aynı şekilde. İki çift laf edip dinlenmeye çalışıyoruz. Sonra ertesi gün yine aynı şeyler, aynı rutin.. Hayat bu şekilde geçer mi bilmiyorum. Şu ara en çok da onun yanıtını bulmak istiyorum..

Hiç bir zaman "benim hayatım en mükemmel hayat, en mutlu benim, en güzel benim, en doğru tercihleri ben yaparım, en pişman olmayan benim, en çok seven, en çok sevilen benim" tarzında iddiaları olan birisi olmadım. Ne hissedersem onu yazdım, söyledim. Yaptığım tek şey sadece sahip olduklarımla mutlu olmaktı. Halen daha da onu yapmaya çalışıyorum. O yüzden burada mutluluğumu da mutsuzluğumu da paylaşmakta sakınca görmedim, görmüyorum. 
Şu aralar mutsuzum. Çok şükür ki mutsuzluğumun tek sebebi işim. Eşim de aynı şekilde sevmiyor işini. Kendimize göre haklı sebeplerimiz var. Enerjimizin olmamasının asıl sebebi bu yani. İnsan bütün gününü geçirdiği işi sevmeli. Hani bir söz var ya; 
foto kaynak
Tabi ki hepimiz sevdiği işi yapıp bir gün bile çalışmak zorunda kalmayacak olan o şanslı insanlardan olamıyoruz. Bazılarımıza hayat yardım ediyor ve yollarını istedikleri gibi çizebiliyorlar. Üniversiteye hazırlanırken tek bir hedefim vardı; doktor olmak. İlk bir kaç tercihim hep tıptı. Ama olmadı. Üniversite son senem çok büyük bir stres altında geçmişti. O kadar gözümde büyütmüştüm ki bu sınavı ikinci sene hazırlanmak gibi bir ihtimal yoktu benim için asla. O yüzden tıp tercihlerimden birisi tutmazsa diye aklıma ne geldiyse yazdım gitti. Önemli olan ismi bilindik bir okul olması, mühendislik olmasıydı. Kimseye söz de vermedim, beni uyarmalarına kapalıydım çünkü. Kafamın karışmasını istemiyordum. O sene bir okula girecektim. 
Netice olarak Türkiye' nin önemli okullarından birine girdim. Ama ben inşaat mühendisi olmak istemiyordum ki hiç.. Sadece ünvanı için yazdığım bir meslek, sadece ismi için tercih ettiğim bir okulla kala kaldım.. Mezun oldum, çalışmaya başladım. 2007'den beri hayatımın her günü sevmediğim bir işe gitmekle geçiyor. 
Ben doktor olmanın dışında dekorasyonu, el işlerini de seviyordum. Belki dedim bu alanda bir şeyler yapabilirim; ama onu da yapamadım.. İş yoğunluğum müsaade etmedi, yatırım yapabileceğim, yani batarsa üzülmem diyebileceğim bir param olmadı, risk alamadım vs derken yapamadım işte. Bari mesleğimde seveceğim bir iş yerim olsun dedim onu da bulamadım. Sevmediğim bir iş yerinde, sevmediğim bir mesleği devam ettirmeye çalışıyorum. Neşemi tek yerine getiren iş arkadaşlarımı sevmem, çok güzel bir ortamımızın olması ve akşam kapısını kapattığım anda beni huzurla saran bir yuvaya dönmek.. 
Hayata dair bazı hayal kırıklıkları yaşıyorum şu aralar. Hep dürüst olmanın, çok çalışmanın en önemli şeyler olduğunu düşünürdüm. Çünkü o şekilde yetiştirildim. Yüksek notlar, örnek öğrenci olmak, yapmak istediğini değil de yapman gereken neyse hep onu yapmak, hayatının ilk önceliğinin çalışmak olması... İşte bunlar beni hep hayattan keyif almaktansa "iyi olmak" için uğraşmak zorunda bıraktı. Ve bu his içime, ruhuma öyle işledi ki sorumsuzca bir şey yapamaz oldum. İnanın hiç sorumsuzca bir şey yaptın mı, sonunun ne olacağını tartmadan sadece içinden öyle geldiği için bir şey yaptın mı deseniz yanıtım hayır olur. Belki yapmışımdır, ama soğuk havada dondurma yemekten öteye geçmeyecek ciddiyette bir şeydir yaptığım eminim. Hep bana öğretilen, tembih edilen, toplumun, ailemin, çevremin olmamı istediği insan oldum. İçimden gelmese de kurallar neyse ona uymak zorundaydım. 
Velhasılı kelam, hayatı hep çok ciddiye aldım. Belki daha az dikkat etseydim bir şeylere, şimdi daha farklı olurdu sıkıntı duyduğum şeyler. Belki hayalini kurduğum şeyleri yapmak için daha cesur olabilirdim. Hayatımın rutininden keyif alabilirdim..

21 Ağustos 2014 Perşembe

FOTOĞRAFLARIMI SİLDİM YANLIŞLIKLA :(

Ya o kadar mutsuzum ki şu an arkadaşlar.. Bloguma yüklediğim fotoğraflarımın bir kısmını sildim yanlışlıkla :( Tam da nasıl yaptığımı anlamadım, google plus mıdır nedir picasa web albümü diye bişiy oluşturmuş benim bloga yüklediğim fotoğraflardan. Bundan haberim yoktu benim. Bu akşam onu keşfettim ordan oraya gezerken. Sonra da aa boşuna yer tutuyo diye sildim. Allahtan hepsini seçmemişim, sayfa sayfa sanırım seçiliyor. Ama yani epeyce bi fotoğrafım gitti. Bide çöp kutusunu da boşalttım :( Geri getirme imkanım yok yani :( Off çok mutsuzum yaa şu an... Burası benim fotoğraflı günlüğüm gibi bişiy. Her fotoğrafın benim için anlamı çok büyük. Şimdi yarım yamalak kaldı günlüğüm :( Arada fırsat bulursam, nereye hangi fotoğrafı koyduğumu da hatırlarsam düzenlerim inşallah..
Off ya akşam akşam yani olacak iş miydi bu :(

17 Ağustos 2014 Pazar

FAIRYTALE

Bu aralar hep bi hayaller aleminde yaşama halindeyim. Küçükken çok çizgi film izlerdim ve kitap okurdum acaba ondan mı?


Bu hayallerden sebep çoğu zaman çocuk olasım geliyor. Her şey ne kadar da güzel gelirdi küçükken hatırlıyorum :) Susam Sokağı izlerken mest olurdum mesela. Veya annemin misafirleri gelecekse mutfakta pasta yapışını izlerdim. Nasıl tatlı gelirdi o pastalar ve o hep bir ağızdan konuşan teyzelerin sesiyle yerde oturup oyuncaklarımla oynamak, bir yandan da pasta ve çayın kokusunu içime çekmek büyük bi keyifti benim için. Akşamları ailece gittiğimiz misafirliklerde uyuyakalmak ve sonra kucakta taşınmak :) Çocukluk ne kadar güzel di mi :) Anne olunca çocuğumla oyun oynamaktan çok keyif alacağım kesin :) Bebek falan beklediğim yok şimdi yanlış anlaşılmasın da. Sadece kendi çocukluğumu hatırladığım için açıldı konu yani :)) Şimdiki zaman çocukları gibi eline ipad'i verip televizyonu da açıp kendi haline bırakmayacağım. Kendi dünyasını kursun, hayallerini büyütsün ve bundan keyif alsın diye uğraşacağım.

Beni böyle hayaller alemine daldıran bi kaç şey paylaşmak istedim sizinle. İlki Maileg kataloglarından kareler. Siz diğer ürünlere bakmak için şuraya ve şuraya ışınlanabilirsiniz :) Resimlerin üzerine tıklayıp "yeni sekmede aç" derseniz sanırım daha büyük halde görebilirsiniz.












Diğerleri de kulaklığımı takıp da izlediğim videolarım :) Size de aynını tavsiye ederim. Başka bi aleme gideceğiniz garanti!



Bunları izledikten sonra hayat çok daha güzel gelmiyor mu size de? Sizlerin de bu tarzda önereceği videolar, linkler varsa yazsanıza..
Bu kadar hayalin üzerine gideyim de Tildalarımla meşgul olayım biraz :)
İyi pazarlar efendim.